Bir İstanbul Modern Günü…
Merhabalar,
Bugün uzun zamandır ilk kez kafamızın estiği gibi gezdik Yusufla...Ve yolumuz İstanbul Modern'e uzandı.Aslında ben ne zamandır gitmek istiyordum ama derslerden ve yeni kampüsümüzün şehir merkezinden uzakta olması gibi nedenlerden gidememiştim.
İstanbul Modern'in büyüklüğü yetmiyor desem yeridir.Gerçi benim gitmek istediğim sergi sadece Sessiz direnişti, ama onu gezerken hemen yakınında Cihat Burak Retrospektifi sergisi de ilgimi çekti.Oysa ki resim sanatına çok aşırı bir ilgim yoktur ama yine de severek gezdim.
Sergiler hakkındaki izlenimlerime geçmeden önce birşey anlatmadan geçemeyeceğim.İstanbul Modern'in güvenliğinden geçerken görevliler şaşırdı.Neden derseniz,şaşırmalarının sebebi bizim Türk oluşumuzdu.Herhalde uzun zamandır galeriyi gezen bir Türk'e rastlamamışlardı.Bu beni üzdü haliyle ,insanların geçim derdi ,okul derdi, sınav derdi vs... derken birçok güzelliği kaçırmaları gerçekten üzdü beni.Ya da sorun sadece sanata ilgisizlik mi ??
Her neyse,şimdi sergi izlenimlerimi aktarayım.Sessiz direniş sergisi beni oldukça etkiledi diyebilirim.Bunun nedenlerinden en önemlisi eskiye ait olması kesinlikle.Eskiye ait ne varsa ben hep etkilenmişimdir.Özellikle eski kavramı fotoğraf ile birleşirse benim için tadından yenmez birşey olur :).Etkilenmemin ikinci sebebi ise,fotoğraf baskı tekniklerinin fotoğrafları olduğundan daha gerçek üstü ve resimsel göstermesiydi(ki serginin vurgusu buydu).Bu kısımda birkaç örnek vermeden geçemeyeceğim,birincisi Emil Bendel'in Bir Kadın Portresi,ikincisi Nikolai Andreev'in İlk Çiçekler'i ve son örnek ise Aleksei Mazurin'in Kış fotoğrafı idi.Bunlar dışında daha adını ve sanatçısını hatırlayamadığım bir çok köy ve kar fotoğrafı beni müthiş bir şekilde etkiledi.
Daha sonrasında Ara Güler'in müthiş fotoğraflarından oluşan bir girişin ardından Cihat Burak sergisini gezdik.Daha önce dediğim gibi resim sanatı fazla ilgi alanıma girmez (istisnalar dışında) ancak bu kez gerçekten zevk alarak izledim sergiyi.Özellikle siyasi resimlerin Cihat Burak yorumu beni çok etkiledi.Ama sergide en çok beğendiğim eser "Bir Şairin Ölümü" idi.Gerçekten ilk bakışta insanı etkilemeye yetecek kadar güzeldi.
İşte böyle güzel bir günü sizlerle paylaşmış oldum.Ayrıca hatırlatayım,bu ay National Geographic dergisi 7. yılı şerefine bir fotoğraf dergi eki veriyor.Fotoğraf seven herkesin almasını tavsiye ederim.Tabii ki sergileri gezmenizi de tavsiye ederim.
Toplam okunma 450 , Bugün:0 , En son okunma tarihi: September 3, 2010
1 hafta geçmiş..
1 haftadır pek ilgilenemedim burası ile...bugünden sonra sanırım Nisan başına kadar da pek bakamayacağım.Çünkü vizelerim başlıyor.Nisan 5'ten sonra ise yeni bir Japonca dersi ekleyeceğim,bekleyen arkadaşlarıma duyurmak isterim.Aslında bu dersleri hep belirli aralıklar ile eklemeyi çok istiyorum ama maalesef pek mümkün olmuyor.
Ayrıca
Bu günlüğü okuyan lastFM kullanıcıları varsa eğer,sağ tarafa link ekledim..Beni arkadaş listenize ekleyebilirsiniz,insanların değişik müzik zevklerini görmek ve denemek hoşuma gittiği için seve seve kabul ederim.
Şimdilik bu kadar...
Toplam okunma 263 , Bugün:0 , En son okunma tarihi: September 5, 2010
Özlüyorum
Şimdi kocaman denizlerde, kocaman gemilerde
Neden yok küçüklüğümüzdeki büyüklüğümüz;
Çocukluğumuzun bahçelerinde, o evlerde
Kağıttan gemilerimizi yüzdürdüğümüz.
Bir şeyler mi kalmış çocukluğumuzda,
Çocukluğumuzla çözdüğümüz...
Özdemir Asaf
Toplam okunma 294 , Bugün:0 , En son okunma tarihi: September 5, 2010
Linux..Hayat..Devam…
2 Mart'dan beri linux ve hayatımın gidişatı hakkında birşey yazmadığımı farkettim. Evet çok şaşırtıcı bir biçimde hala pardus linux kullanmaktayım.Hatta windows u içerisine katarak :). Oyun oynayabiliyorum,bazı windows programlarını çalıştırabiliyorum,compiz fusion kurdum gayet sağlıklı çalışıyor.Nazar değmesin diye devamlı KNazar programım da açık.Hala denemediğim ve denemek istediğim bazı programlar var,onlarla da yakın zamanda ilgileneceğim.
Ufak tefek windows kullanmamı gerektiren ödevlerim var ama inat ettim windows kullanmayacağım.Gerekirse babamın bilgisayarını kullanırım ama uzun süre windows kullanmayı düşünmüyorum ,umarım çok mecbur kalacağım bir durum ortaya çıkmaz.
Bunlar dışında hayat aynı.Bir şekilde yaşıyoruz ve hayat akıp gidiyor. Neyse ki havalar düzeldi gibi ,yoksa hiç çekilmiyor İstanbul.Güneşli havalarda biraz da olsa içim açılıyor.Tek üzüntüm bu güzel havalarda fotoğraf çekmeye vakit bulamamam ve hala istediğim fotoğraf makinesini alamamış olmak.Bekliyorum bakalım...
Beklemek en iyisi zaten.
Toplam okunma 360 , Bugün:0 , En son okunma tarihi: September 5, 2010
Sessiz Direniş Fotoğraf Sergisi
"Rus fotoğraf sanatçılarının Bolşevik Devrimi sonrası ortaya çıkan baskıcı yapıya tepki olarak ortaya çıkan “Sessiz Direniş” sergisi, İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde açıldı.
“Sessiz Direniş” sergisine ilişkin İstanbul Modern’de düzenlenen basın toplantısında konuşan müzenin Fotoğraf Sergileri Küratörü Engin Özendes, resimsellik akımının öncülerinin, fotoğrafın uyum ve dengesinin gerçekçilik etkisinden daha önemli olduğunu savunduklarını, bu nedenle fotoğrafın negatiflerine elle müdahale ya da boyamaya varan değişik teknikler kullandıklarını söyledi.
Sessiz Direniş - Rus Fotoğrafında Resimsellik” başlıklı sergide, Alexander Rodchenko, Sergei Lobovikov, Alexander Grinberg, Yuri Yeremin ve Aleksei Mazurin’in de aralarında bulunduğu 18 Rus fotoğrafçının 1898’den 1940’lara uzanan süreçteki üretimlerinden toplam 194 orijinal baskı yer alacak.
Tümü döneminin en seçkin yapıtları olan fotoğraflardan oluşan sergi, 25 Mayıs’a kadar izlenime açık kalacak.
Öte yandan, sergiye yönelik hazırlanan basın bültenindeki bilgilere göre, Rus resimsel fotoğrafının ustaları, Bolşevik Devrimi’nden sonra 1920’li yıllarda yönetimin zulüm ve baskısı altında kaldılar.
Kişisel varoluşlarını ve estetik deneyimlerini ifade etmeyi arzulayan resimsellik akımının temsilcileri, “burjuva ideolojisinin destekçileri”, “idealist - bireyciler” ve “devrim öncesi yaşam tarzının savunucuları” olmakla, “sınıf çatışması kuramı yerine burjuva değerlerini öne çıkarmakla” suçlandılar. 1935 yılı sonrasında bu alanda
çalışan fotoğrafçılara baskı uygulanmaya başlandı.
Alexander Grinberg, “pornografi yayınlamak” gerekçesiyle Stalin’in kurduğu işçi kamplarından birine gönderildi. Vasili Ulitin, Moskova’yı terketmeye zorlandı.
Resimsellik akımı temsilcilerinin yaratıcı çalışmaları engellenirken, 1930’ların sonuna doğru yapıtlarını yurt dışında sergilemelerine de izin verilmedi.
Resimsellik akımının temsilcileri, estetiğin içerikten, fotoğrafın uyum ve dengesinin gerçeklikten daha önemli olduğunu savunarak, ışığın her türlü oyununu, değişik tekniklerle de yumuşak tonlamaları kullanıp, dramatik ve şiirsel çalışmalar yaratırlar.
Rus resimsel fotoğrafının ustaları, Ekim Devrimi’nden sonra, 1920’lerde totaliter rejiminin zulüm ve baskısı altında kaldılar. Devrim öncesi dünyanın nostaljisini yapmakla, "Turgenyev’in duygusallığı"yla, sınıf çatışması kuramı yerine burjuva değerleri öne çıkartmakla suçlandılar. Saldırılar arttıkça "Sessiz Direniş" daha da güçleniyordu. Tüm baskılara karşın Rus resimsel fotoğrafçılar, kendi estetiklerine sadık kalmayı başararak, ulusal ve evrensel sanatın klasikleri arasında yer aldılar."
Sergi İstanbul Modern'de 13 şubat 2008 - 25 mayıs 2008 tarihleri arasında gezilebilir.Ben de gittikten sonra izlenimlerimi paylaşacağım.
Toplam okunma 417 , Bugün:0 , En son okunma tarihi: August 28, 2010


